25 Nisan 2014 Cuma

Enerji sektöründe 2012'de yaşananlar, 2013 beklentileri

Enerji sektöründe 2012 yılında yaşananlar, 2013 yılı beklentileri, global trendler ve 2023 vizyonu kapsamında Frost & Sullivan uzman analistlerinden Özge Özeke, önemli bulduğu noktaları satır başlarıyla mercek altına aldı.

07 Ocak 2013 Pazartesi 18:15
Enerji sektöründe 2012'de yaşananlar, 2013 beklentileri

2010 yılında Türkiye’de faaliyetlerine başlayan dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık kuruluşlarından Frost & Sullivan, Türkiye’de hazırladığı başta enerji, otomotiv, savunma ve sağlık olmak üzere çeşitli sektörlerde uzun vadeli pazar öngörülerini de kapsayan raporlarıyla uluslararası şirketlerin ve yatırım fonlarının Türkiye’deki faaliyetlerine yardımcı olmanın yanı sıra farklı sektörlerde birçok Türk firmasına özel araştırma ve danışmanlık hizmetleri vererek iç ve dış pazarlarda büyümelerine yardımcı olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda Frost & Sullivan uzman analisti Özge Özeke, Türkiye’de enerji sektöründe yaşanan gelişmeleri önümüzdeki dönem kapsamında ele alıyor.



Sektörle iç içe çalışma sistemi


Frost & Sullivan olarak enerji sektörü kapsamında merkezi güç üretimi, dağıtık güç üretimi, yeşil enerji, iletim, dağıtım, güç kaynakları ve bataryalar başlıkları altında çalışmalarını yürüttüklerini ifade eden Özeke, ana başlıkların alt kırılımlarına ilişkin olarak sürekli yeni çalışmalar yaptıklarını, enerji sektöründe global ve ülkeler ölçeğinde pazar analiz raporları ürettiklerini ve trendler üzerinde faaliyet gösterdiklerini belirtiyor. Özeke, raporların sektör oyuncularıyla yapılan görüşmeler ve açık kaynaklardan elde edilen tarafsız bilgilerin Frost & Sullivan analiz yöntemlerine göre değerlendirilip ortaya konduğunun altını çiziyor.



2013 daha hareketli geçecek


Özeke, Avrupa’daki krizin etkilerinin Türkiye’de de hissedildiğini ve finansman kaynaklarının geri dönüşünün daha hızlı olacağı kaynaklara yönelimin ağırlık kazandığını dile getiriyor. Teknolojiler özelinde bakıldığında ise uzun zamandır tartışılan nükleer enerji için harekete geçildiğini ifade eden Özeke, güneş enerjisinin diğer enerji kaynakları arasında yer bulması için de daha somut adımlar atıldığını, söz konusu gelişmelerin 2012’ye damgasını vuran olaylar olduğuna vurgu yapıyor.



2013 yılının çok daha hareketli olacağını öngördüklerini ifade eden Özeke, Fitch’in Türkiye’nin kredi notunun ‘yatırım yapılabilir ülke’ seviyesine çekmesinin iyiye işaret olduğunu, ancak daha fazla yabancı fonun Türkiye’ye gelmesi ve sürecin ivme kazanması bakımından bir diğer derecelendirme kuruluşunun da aynı doğrultuda not arttırımının gerekliliğini vurguluyor. Özeke, 2013’de düzenleyici ve denetleyici otoritelerin yapılarında birtakım yapısal değişiklikler olacağını ve bunun da orta ve uzun vadede bürokrasinin hızlanması, denetimlerin doğru ve düzenli bir şekilde yapılması, bilgi akışının sağlanması ve enerji reform süreci açısından pek çok olumlu sonucu olacağı kanaatini taşıyor. Özeke özellikle 2013 yılı itibariyle satın alma ve birleşmeler konusunda artış beklediklerini belirtiyor..



Fırsatları bakış perspektifi belirleyecek


Özeke, “Türkiye enerji alanında hangi fırsatlara sahip” sorusuna, Türkiye’nin kurulu gücünün artan enerji talebiyle paralel konulan hedefler çerçevesinde önemli bir miktarda artış göstereceği düşünülecek olursa, sektörün de kendi alt sektörleriyle ne denli bir büyüklüğe ulaşacağını görebileceğimizi söyleyerek cevap veriyor.



Enerji teknolojilerinin her birinin birbirinden farklı karakteristiklere sahip olduğunu ifade eden Özeke, doğalgazın yaratmış olduğu sektörel alt kırılımın farklı, rüzgarın farklı, jeotermalin farklı olduğunu belirtiyor. Bu değer zincirlerinin hayat  bulmasıyla Türkiye’nin atıl kalmış olan genç işgücü potansiyelinin de çok önemli bir varlık olarak kendini göstereceğini söyleyen Özeke, Türkiye’nin güneş enerjisinde oldukça büyük fırsatlara sahip olduğunu, rüzgar enerjisinde ise ilerleme kaydedildiğini, ancak bu ilerlemenin ülkenin kendi koşulları ve iç dinamiğiyle paralel hale gelmeye başladığını ileri sürüyor. Diğer tüm enerji teknolojilerinde kazanılan deneyimle sorunların üstesinden gelinmeye başlandığını ifade eden Özeke, bu durumun zaman aldığını, ancak Türkiye’yi bu noktada kendine has koşulları ve gerekçeleri ile değerlendirmenin daha doğru olacağını belirtiyor. Özeke, Türkiye’nin kendine has koşulları ve karakteristiklerine yönelik bir sistemi oturttukça, varolan potansiyelini giderek daha optimal düzeyde kullanıyor olacağını da sözlerine ekliyor.



Türkiye enerji verimliliği konusuna odaklanmalı


Türkiye’de enerji verimliliğinin artan enerji talebiyle birlikte ele alınması gereken en önemli başlık olduğunu dile getiren Özeke, 2007’de yürürlüğe giren kanunun tam anlamıyla uygulama imkanı bulamadığını belirtiyor. Enerji verimliliğinin Türkiye özelinde her geçen gün daha da önem kazandığını ifade eden Özeke, yapıcı uygulamaların dört koldan ilerleme kaydetmesi gerektiğini, teşviklerle enerji verimliliği uygulamaları hız kazanırken, bir yandan da farkındalık yaratmaya ya da varolan farkındalığı arttırmaya yönelik kampanyalarla uygulamaların derinlik ve içsellik kazanmasının önemine vurgu yapıyor. Binaların enerji verimliliği uygulamalarının önemli bir parçası olduğunu hatırlatan Özeke, Frost & Sullivan olarak geçen yıl yeşil binalara yönelik yaptıkları araştırmanın, Türkiye’de konuya ağırlıklı olarak ekonomik temelde bakıldığını, zihinlerde enerji tasarrufu gibi bir anlayışın yerleşmemiş olduğunu bulguladıklarının altını çiziyor. Özeke, bu anlayıştaki zaafiyete odaklanarak çözümleri ortaya koymak ve kamuoyu oluşturmak suretiyle uzun vadede daha verimli sonuç alınacağına vurgu yapıyor.



Enerji bağlamında Türkiye’nin 2023 yılı hedeflerine de değinen Özeke, açıklanan hedeflerin reform sürecine bağlı olduğunu, yapılacak düzenleme ve iyileştirmelerin daha oturmuş bir sistem yaratarak Türkiye’yi hedeflerine daha yakınlaştıracağını belirterek, ancak mevcut durum itibariyle doğalgazda yüzde 30’un altına düşmenin ve rüzgarda 20.000 MW’ı yakalamanın zorlayıcı olacağını belirtiyor.



Artan enerji talebi en önemli küresel trend


Dünya enerji piyasasına yön veren en önemli trendin artan enerji talebi olduğunu ifade eden Özeke, kırsal alanların elektrifikasyonuyla birlikte Çin, Hindistan ve Afrika ülkelerinin enerji talebinin bu artışta önemli rol oynayacağına vurgu yapıyor. Özeke, gelişmiş ülkelerde ise elekrikli ve hibrit araçların kullanımının artıyor olmasının talebi artıracağını, bunun yanı sıra yenilenebilir enerji kullanımının, temiz kömür teknolojilerinin yaygınlaşacağını, ayrıca karbon saklama ve depolama teknolojilerinin de sisteme daha fazla dahil olacağına dikkat çekiyor.

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

ARŞİV