Mercedes’in yeni üretim planı belli oldu: 130 elektrikli ve hibrit model

1245
Mercedes 2022

Dizel araçlara ilişkin ABD’deki dava riskinin 4 milyar doları aşması beklenirken, Mercedes rotayı elektrikli ve hibrit otomobillere çevirdi.

Otomotiv endüstrisi adeta yön arıyor. Geleceğin hareketliliğinin bir mono kültür olup olmadığı tartışılırken dev firmalar yatırımlarını elektrik ve hibrit üzerinde yoğunlaştırıyor. Ticari savaşlar, emisyon kabusları ve 2 yıl içinde Avrupa’da yürürlüğe girecek katı kuralların yanı sıra ABD’deki dava risklerinin 4 milyar doları aşması korkusundan sonra Mercedes ‘Yeni Üretim Planı’nı devreye soktu.

Mercedes 10 yıl önce alt yapı startını vermişti

Mercedes 2022 yılına kadar tüm ürün yelpazesinde 130 elektrikli ve hibrit modeli pazara sunacağını duyurdu. Bunun için Daimler yeni CEO ile birlikte yönetim ve kurumsal yapıda da önemli değişikliklere yöneldi.

Elektrikli ve hibrit model üretiminde ağırlık binek ve hafif ticari araçlarda olacak. Böylece Mercedes’in yeni üretim planı ile pazar payı artırılacak ve karlılığın hedeflenen seviyelere taşınma imkanı elde edilecek.

Bilindiği üzere, Mercedes-Benz üreticisi Daimler, 10 yıl önce elektrikli ve hibrit araç üretimi için start vermiş, hatta Tesla’dan hisse alarak, Tesla’nın tüm teknolojisine de hakim olmuştu. Mercedes kendi geliştirdiği teknolojisindeki tüm eksiklikleri giderdikten sonra, üretim planınını hayata geçirmeye başladı ve Mercedes 2022 yılına kadar tüm ürün gamında elektrikli ve hibrit seçenekleri öne çıkaracak.

Dizel ne olacak?

Buraya kadar her şey güzel. Peki dizel ne olacak?.. Daimler’in eski CEO’su  Dieter Zetsche,  benzinli motorlardan daha düşük karbondioksit emisyonu sunan yeni dizel teknolojisinin “en azından bir on yıl boyunca – belki de ticari araç alanında daha uzun süre Avrupa’da önemli bir rol oynamaya devam edecektir ” şeklindeki demeci dizel gerçeğini bir kez daha gündeme getirdi.

Dizel ne olacak? sorusuna en iyi cevabı veren Zetsche’nin de dikkat çektiği gibi, dizelin önünde daha 10-15 yıllık bir süre var. Bu bizim gibi ülkeler için en azından 20-30 yıl demek.